Markalaşmış anlar: Utopic Farm

 12/01/2015 - 04:27

Eğer kurumsallaşmış bir marka değilseniz ve kurumsallaşmanıza daha uzun yıllar varsa markanızın adını duyurmanız için uygulamanız gereken birkaç adım var; marka sorumluluğu, yaratıcılık ve iletişim. “Markalaşmış Anlar” Utopic Farm’ın reklamcılığa getirdiği yeni bir bakış açısı, bazen konuyla alakalı tweet atan kullanıcıya verilen bir yanıt, bazen gündemde yer alan sohbete yapılan katkı, bazen de bir ilan tasarımı. Utopic Farm Başkan Yardımcısı Yiğit Kalafatoğlu ile Utopic Farm'ı ve bir reklam ajansının tasarıma ve iletişime yaklaşımını konuştuk.

Röportaj: Sunay Gedik

Utopic Farm'ın hikayesini bizimle paylaşır mısınız?
Utopic Farm 2009 yılında sosyal medya alanında hizmet vermek üzere kurulan Türkiye’deki ilk ajanslardan biri. Hatta son 3 yıldır, Facebook’un da çalışılmasını önerdiği ajanslar arasında yer alıyoruz ancak Utopic Farm bugün itibariyle sadece sosyal medya ajansı değil. 2014 itibariyle ciddi bir vizyon ve yapı değişikliğine uğrayan ajansımız, artık “dijitaliize tam hizmet reklam ajansı” olarak bir çok farklı alanda hizmet vermekte. Öte yandan, ajansın isminde yer alan “utopic” bizim hayal gücümüzü, yaratıcılığımızı ve yaptığımız işlerde hedeflediğimiz kaliteyi yani vizyonumuzu simgeliyor. “Farm” ise uyum içinde çalışmayı, üretkenliği, verimliliği temsil ediyor. Elbette burada Thomas More, Utopia ve George Orwell, Animal Farm kitaplarını da anmadan geçemeyiz.

Bir reklam ajansı için tasarımın anlamı nedir? 
Reklam başlı başına bir tasarım sanatı. Sadece fiziksel anlamda değil, kavramsal olarak da her şeyin bir tasarımı ve paketi var. Bu paketin içindekini ilk görüşte değerli kılan şey de fikrin görsel tasarımı. Endüstri böyle bir temel üzerine kurulmuşken, herhangi bir ajansın tasarım yeteneğinin yeterli düzeyde olmaması düşünülemez bile. Utopic Farm için de durum böyle. Bizde tasarım bölümü en kalabalık ekiplerin başında gelir. En güçlü yanlarımızdan biri yaratıcılık olduğu için projelerde de bunu destekleyecek iyi bir “sanat” ekibinin olması gerekiyor. Çünkü iyi fikri, doğru projeyi, kusursuz planlamayı iyi “paketleyemezseniz” anlatamazsınız.

Online ve offline reklam kampanyaları arasında nasıl bir bütünlük kuruyorsunuz?
Utopic Farm dijitalin içinde doğmuş büyümüş bir ajans. Bu yüzden bu alandaki dinamiklere çok hakim. Dijitalde herşey çok hızlı gelişiyor. Markalar için farkedilmek, marka vaadini tüketiciyle buluşturacak yaratıcılığı keşfetmek giderek zorlaşıyor. İşte biz, bu noktadan hareket ederek markalar için en doğru anları tespit edip, belirlemek için ciddi bir yatırım yaptık. Bu gerçek zamanlı pazarlamadan da bir tık ötede duran yepyeni bir yaklaşım.  

Öyle ki, “Markalaşmış Anlar” Utopic Farm’ın reklamcılığa getirdiği yeni bir bakış açısı, hatta pazarlama iletişimi felsefesi olarak değerlendirilebilir. Çünkü biz bu çalışma disiplinini yakalamak adına kullandığımız araçlardan tutun da, çalışanlara verdiğimiz eğitimler kadar bir çok köklü değişikliğe gittik. Bunun içinde bir fikrin ya da yürütülecek olan bir projenin hem online, hem de offline aşamalarda bir arada çalışması da yatıyor. Sonuç olarak bizler reklamcıyız, bizim için fikir en önemli unsur. Mecraları online veya offline olarak değerlendirmek sadece fikrin işlevselliği ile ilgili bir durum. Bu işlevselliği mükemmelleştirmek için de "Markalaşmış Anlar" felsefemizi kullanıyoruz.

Peki “Markalaşmış Anlar” nasıl yaratılır?
Öncelikle markalarımızın tüketicileri için önem arz eden zamanları ve duyguları belirlemek için ajans içinde çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bunun için bir düşünce sistematiği geliştirdik. Bu sistematiği, doğru araçlar ve teknik alt yapı ile güçlendirdik. İş hedef kitleyi ve alışkanlıklarını, tüketicilerin duygusal yapısını ve yaşam evrelerinde karşılaştıkları her türlü durumu doğru analiz edebilmekte gizli. Ajansın bütün kasları ve güçlü yanları bu doğrultuda eş zamanlı olarak çalışıyor. Önce toplumsal anlara odaklanıyoruz. Örneğin bayramlar. Bu anların markaların hedef kitleleri için ne anlama geldiğini irdeliyoruz. Bayramlarda insanlar seyahat eder, misafirliğe gider, aileler bir araya gelir.

Bu anlarda neler yaşanır, hangi duygular baskındır?

Hepsini her markanın tüketicilerinin bakış açılarıyla değerlendiriyoruz. İçeriği ve iletişimi bu doğrultuda belirleyerek bireye odaklanıyoruz. Markanın stratejisine ve karakterine göre bu anları marka için anlamlı içerik haline getiriyoruz. Örneğin, markalaşmış an bazen konuyla alakalı tweet atan kullanıcıya verilen bir cevap olabiliyor, bazen gündemde yer alan sohbete yaptığımız bir katkı, bazen de bir ilan tasarımı. Aslında güncel olan ne varsa, onu iletişime dahil ederek marka mesajlarını tüketiciler için mantıklı ve tutarlı hale getiriyoruz. Tüm bu sürecin altında çok derin bir stratejik yaklaşım yatıyor elbette.

Müşteri ile ajans arasındaki iletişim kampanya tasarımına ne kadar yansıyor?
Revizyonlardan mı bahsediyoruz burada? Gel dürüst konuşalım. (Gülüyor) Şaka bir yana bu çok derin bir konu. Ajans insanlarının üstünde çok konuşup bir türlü bir sonuca varamadığı kadim bir problem. Düşününce hayatınızdaki her şey için işin profesyoneline güveniyorsunuz. Taksiye binince doğru yolu şoföre bırakıyorsunuz, et alırken kasap öneriyor size, karpuzu manava seçtiriyorsunuz, doktor ne ilaç verirse onu kullanıyorsunuz, kıyafet seçerken satış sorumlusuna soruyorsunuz “sence nasıl oldu” diye... Bütün bunlar gibi yüzlerce örnek verilebilir ama iş ajansın profesyonellik alanı olunca birden bire herkesin bir "uzman görüşü" oluyor. Aslında reklamcılık da futbol ile aynı kaderi paylaşıyor. Herkes bir fikre sahip. Elbette müşterilerin de fikri, yönlendirmesi ve talepleri olacaktır. Hatta olmalı da. Geriye dönüp baktığımız zaman da görüyoruz ki, aslında başarılı işlerimizin hepsinde markalarımız ile birlikte akıttığımız ortak ter yatıyor. Marka ve ajans çalışanları ne kadar yakın ve gerçek bir ekip gibi çalışırsa, iş sonuçları da o kadar başarılı oluyor. Bu biraz da enerji işi. Karşılıklı bu enerjinin tutması lazım. Yoksa, dünyanın en yetenekli insanlarından oluşan bir ajans bile müşterisini tatmin edemez.  Tüm bunların temelinde yatan şey ise güven. Biz de bu yüzden değerlerine bağlı bir ajans olarak her zaman hesap verebilir, olumlu, ılımlı, şeffaf ve paylaşımcı olmaya gayret ediyoruz. Bu da bizim iş yapış biçimimiz.

*ALLDESIGN MAGAZINE